Çaykara Kültür Sanat ve Yayıncılık Ltd. Şti

Yılmaz Keskin´in Kaleminden Yöremizde Kadın Lakapları

HABİKA

Başkurt Türkçesinde Habika, han ve bikä sözcüklerinin birleşiminden oluşmuş ?zengin kadın, hoca kadın; kadınlara saygıyla seslenme sözü?  anlamında bir sözcüktür. Habeko erkeği, Habika da kadını işaret etmektedir.

ALTINA(ALTUNA)

Kıpçak Türklerinden olan ?´Nogay´´ Türkçesinde kadın adıdır, ´altın(altun)´´   . Çambaşı Mahallesi´nde Özcan ailesinde bir ninemize takılan gerçekten altın gibi değerli anlayışa, hoşgörüye ve ahlaka sahip bir ninemize takılan lakaptır.

LÜKA(LUKA)

Luka, Özgün dili Yunanca olan İncil Kitabının adıdır.  Aziz ´Luka´´ gibi otlardan ilaç yapıp hastaları iyileştiren mahelle kadınlarından birine verile lakaptır.

BUMBURİKA

Yunanca kökenli olan sözcük, Domuzlan böceği, bok böceği, vızıldayan böcek anlamındadır. Çambaşı Mahallesi´nde ?´Gün´´ ailesinden minyon tipli, sevecen ve iş yaparken kendi kendine konuşan kadına takılan bir lakaptır.

KURKULİKA

Çambaşı Mahallemizde bir kadına takılan bu lakap Osmanlıcada, ´kurkul´´, çekirge anlamındadır.

TÜ-TÜ

Kaşgarlı Mahmut, ilk Müslüman Türk Devleti Karahanlılar döneminde yaşamış ve Türkçenin bütün zenginliğini ´Divanı Lukati´t Türk´´ betiği ile Arapların önüne sermiş Türk dünyasının önemli bir kişiliğidir.  Betiğinde(kitap) ´tü´´ ya da ´tüpü´´ olarak geçen sözcükle, insan başının üst tarafı anlatılmaktadır . Şahinkaya(Şur-Siro) Mahallemizde ´Tü-tü´´ lakabıyla, ahlakıyla, hoşgörüsü ile tavrıyla ya da bilgisi ile baş üstünde tutulan bir kişilikten söz edildiği kuvvetle sanılmaktadır.

BAKARİKA

İlk bakışta bu lakabın bir kadına ait olduğunu, sözcüğe eklenen ´ri´´ ve ´ka´´ eklerinden anlıyoruz.  Bu sözcük bizlere ayrıca kutsal betiğimiz Kur´an´ın ´Bakara Suresi´´ 177. Belgüsü´nden de anlattığını anlıyoruz:  ´Bu ayet-i kerime Bakara Süresi´nin adeta inciden boncuğun tam ortasında yer alan gerdanlık misali sürenin iki tarafındaki hedeflerinin aynı ipte dizildiği tam orta yerinde yer almaktadır. Buna göre Bakara Süresi bize, boncuğun iki tarafından birisinin taneleri olarak İsrailoğulları´na yapılan daveti tasvir etmektedir.´´  Burada ?´Bakarika´´ denilen ve ?´Hakem´´ liği Eğridere Mahallesi´nde onanmış olan kişilik, inancı zayıf olanlara doğru yolun, hak yolun Kur´an´da olduğunu anlatması ve doğru yola davet etmesi, Kur´an´daki ´Bakara Suresi´´nin 40-43-132.  Belgülerini hatırlatması onun ?´Bakarika´´ lakabını almasına neden olmuştur.

MAVRİGA(KA):

Rumcada siyah: şeklinde yazılır ve mavro şeklinde okunur. Bayandan söz edildiğinde de şeklinde yazlır ve mavri şeklinde okunur. ´ka´´ ifadesi de ona özgü olduğunu gösterir. ´mavrika´´ saçları, gözleri ve kaşları kara ve güzel olan kız çocuklarına, kızlara ve kadınlara takılan lakaptır

ŞÜDİKA

Şüdi, 16. Yüzyılın tercüme ustasıdır. Arapça, Farsça metinleri daha çok Türk insanının anlamasını sağlamak için tercüme yaparken,  Arapça ve Farsça´nın Türkçe üzerinde yoğunluğunun sözvarlığı açısından belirgin bir şekilde arttığı bir dönemde Türkçe´nin türetim gücünden bilinçli olarak fazlasıyla yararlanır.´´

Ataköy(Şinek) Mahallemizde “Şüdi” gibi değerde, Şüdi gibi sözcükler türeten olduğuna inanılan bir kadın bu nedenle “şüdika” lakabıyla adlandırılmıştır.

SUZİKA(ZUZİKA)

?´Suzi´´, Prizren´de(Kosova) doğduğu, ancak doğum tarihi belli olmayan Osmanlı tarihçi ve şairidir. Asıl adı Abdullah oğlu Mahmud oğlu Muhammed Efendi olan bu şaire ?´yanan´´ anlamına gelen ´Suzi´´ lakabı takılmıştır.

Ataköy(Şinek) Mahallemizde ´zuzika´´ olarak bilinen ancak büyük bir olasılıkla Suzika olan sözcüğü ´Suzi´´ gibi olan, başka mahalleden gelip buraya gelin olan ve kaderine yanan bayan için söylendiği kanısındayız.

CURUKA

Curu, sulu cıvık anlamındadır. ´ka´´ eki Avşarlarda önde gelen ve dikkati çeken kişilerin sözcük sonuna getirilen ektir. Çaykara´da daha çok kadınların adlarına ´ka´´ eki getirilmektedir. Buradan hareketle bu lakaplı şahsiyetin bir kadın olduğunu söyleyebiliriz.

GUGUVAKA(KUKUVAKA)

Derli toplu, güzel olan bir kadın için konulan lakaptır. ´Kuku´´ sözcüğünün çocuk dilinde yemiş olduğunu biliyoruz. Küçük çocuğun dahi sevebileceği, hoşlanabileceği durumda olmayı anlatmak için ´kukuvaka gibi kız, gelin, kadın´´ deyimi sıkça kullanılmaktadır.

KUNKUŞİKA

Çoğu yeri yanmış, ya da dertlerinden dolayı yanmış sayılan kadına takılan lakaptır.

FASSA

?´fassa´´ lakabı, Rumca ´´(fassa) Güvercine benzeyen bir tür kuş, tahtalı güvercin (Columba palumbus)´dan  gelmektedir. Siyah beyaz giyinişi ve el çırpmaları söz konusu güvercine benzetilerek bu lakap mahalle sakinlerinden bir kadına verildiği sanılmaktadır.

TİKİKA

Divani Lükati´t Türk adlı eserde ?´tiki´´   sözcüğü, geceleri duyulan ve duyanı öldüren ses anlamındadır. Tikika ise, bu sese benzer sesin iyesi kadın anlamındadır. Burada ?samimi inanırlar olan Türkler bir taraftan yeni tanıştıkları dinin ?Müslümanlığın? gereklerini yerine getirmeye çalışırken, diğer yandan eski dinlerinin-Şamanizm- alışkanlıklarından ve inanışlarından tam olarak kurtulama´ dıklarını görüyoruz.

BOZİKA

Yukarıdaki bilgiler göz önüne alındığında ´Bozika´´ sözcüğü ile ?´Boz´´ ya da ?´BOZO´´ ailesinden olan ve başka bir yerde evli olan bir kadından söz edilmektedir.

error: Content is protected !!