Çaykara Kültür Sanat ve Yayıncılık Ltd. Şti

Köksal İbrahimağaoğlu’nun Kaleminden Komşilar/Konşilar…

Hayat, yaşam konşiyle baraber vardur:

-Düğündur, bayramdur, cenazedur, asker yolculuğu, terhis sevincidur, dertleneceğun, sevineceğun, merhaba deyeceğun, hal hatur edeceğun, gerektuğinde dedikodunu yapacağun, kısaca emeğuni, ekmeğuni, sevincuni, kederuni iştahla bölüşeceğun acı tatlı birlikteluklerun yaşanduğu yerdur, kişidur konşi.

-Aha biz gelduk gideyuruk.

-Ola dar günler vardur,

-Ola Dünyanun kirkbin türli hali vardur.

-Ev alma konşi al.

Bakkaldur:

-Hiç maya kalmadi.

-Ya git biraz maya al da gel.

– Ola ekmeği ne zaman yedunuz?

-Ya git biraz …..dan ekmek alda gel.

Tuz, süt, yemurta…

Şenliktur:

-Köyde konşi kalmadi. Hep gittiler bi taraflara.

-Mahallede ışık kalmadi.

-Ya bak …. Işıği yanayu mi?

-Demek olar da gitti.

-Gidecek yerum, konuşacak kimsem kalmadi

-Yalağuz ne yapacağuk buralarda.

-E biz da gidelulum bari.

Güvendur:

-Çağiralum konşilari ot, kum, tuğla, toprak taşiyalum. Hau tablayi ya atalum.

-Hen eyisi bi irğat yapalum.

**

-Ben yalağuz kalamam.

– Çok korkarum. Konşiyi da alacağum.

-Siğiri ne yaptun?

-Konşiya praktum da oyle geldum.

-Cecuği?

-Oni da.

Sıkıntıdur:

-E hiç mi komşilardan boğalduğun olmadi?

– Hiç mi komşi ile sinor kavgasi yapmadun?

– Yıkılan duvarindan rahatsuz olmadun?

-Tavuğundan, kedisinden köpeğinden, koyin keçisinden boğalmadun.

-Aranuzda siyasi tartışma, kavga da mi çikmadi?

Vazgeçilmezdur:

-Konşisuz olmaz.

-Ben biraz konşiya gideyirum.

-Konşiyuk.

-Hem da kapi konşi

– Köyde, yaylada, mezirede konşiyuk.

**

-Az konşiluk etmeduk.

-E konşi değilmiyuk.

-Konşiluk böyle olmaz.

-Bu nasi konşiluk.

-Bi daha konşiluk etmem onile.

**

-Yok, konşisuz duramam ama her zaman da aramam.

-İsterum yanumda osunler ama oyle çok sığ da görüşmekten kadi boğalurum.

-Bileyim buradaduler yeter.

Köydür/Yayladur/Meziredur /Özlemdur:

-Bi daha o eski günleri, o eski komşiluklari bulabilur miyuk bilemeyurum.

-Gariplanurum dağlari, evun etraflarini, camanun yanlarini, derelukleri, kuşlarun derenun sesini,

-Ne zaman akluma düşse komşilar, mahalle arasındaki o patika yollar, duvarlar, mezareler, kediler, köpekler, ağırdaki sığırlar. Bi gerip olurum.

– Kapi önündeki eğtiyarlar: Kimi fasulye funduk ayiklar, kimi avlida oturur, odun yarar, kimi kapinun yaninda yoldan geçecek birini gözler şekilde akluma düşer.

-Bi çoğumuzun çecukluği konşida geçmiştur, biz konşida beyuduk:

-Sofralarini, meyvelerini… Bizden esirgemeyen komat komat ekmeklerini yeduğumuz komşilar.

-Duvarindan atladuğumuz, kirezine tırmandığumuz, ğamuceralarına akşam sabah saldurduğumuz, incirunun dalini kırduğumuz, üzümunun asmasini yere serduğumuz, cevizini silduğumuz, teşurulmemiş fundukluğunda göya elekleduğumuz, ziraat ayvasini yerle bir ettuğumuz, olmamiş kabaklari, kastanigalarini yazı tahtasina çevirduğumuz, tarladaki salataluklari ile karnumuzi doyurduğumuz, güllerini çalduğumuz komşularumuz ile bilerek bilmeyerek akraba olduk zamanla.

-Düşüp kolumuzu kırdığumuz, yuvarlanup düştüğümüz yollar, duvarlar, ağaçlar, traflar ile kamyona asıldığımız araçlar ile, yıkık eski evler, gezip dolaştığımız, yüzdüğümüz dereler derelukler, o taşlar topraklar ile yine bilerek bilmeyerek akraba olduk aslında…

Eskiden ne güzelidi ama şindi:

-Evlerun, tarlalarun, mahallenun, etraflarun ruhu eskisi gibi değil artuk:

-Koşuşturmaca, geçim derdi, kazanma hırsı aldı başını gideyu.

-Sözler, bakışlar, duruşlar, yardımlar, selamlar, geceler gündüzler, mekânlar, eşyalar, gölgeler, sesler, fotoğraflar, yemekler, kavgalar, mutluluklar, mücadeleler, eğlenceler, havalar, insanlar,  hayat… Her şey şindi bi başka oldi.

**

-Yalağuzuk bu şehirlerde. Şenliğidi köy.

-İki laf edecek, münasebet kuracak adam arar olduk.

– İlişkiler harap oldi.

-Kendini kasmayan, varlığu ile hava basmayan, varlık yokluk nedur bilen ehğlakli insan zor bulur olduk…

-İnsanlar ile konşiluğun yerini televizyon, bilgisayar, internet aldi. İnsanla komşuluk yerine makineler ile komşiluk başladi.

-Koşuşturmaca, geçim derdi, kazanma hırsı aldı başını gideyu. Kimse kimsenun derdini saracak, hastasını bakacak, ziyaret edecek vakit bulamayu.

-Bi kalabaluk içinde bi yalnuzluk, bi kürülti içinde bi sessuzluk çöker içume. Kadi issiz gelur bana buralar. Yalandan bi şenlik. Kimsenun kimseye faydasi yok. Herkes düşmiş kendi derdine ne arayan var ne soran …

-Efendume soyleyeyeim. Gadi münasebetler hep yalan hep dalavera oldi

E bu iş nasi olacak?/ Boğalmağa da gerek yok:

-Birçoğumuz tutunmuşuz buralara ama toprağa dersen tutunan yok. Bir yere tutunacaksak, bu boşluk duygusundan kurtulacaksak, kaçış yok başka yolu yok; bu köydür.

– Payandamız, istinadımız ya köydür ya mezire ya da yayladur.

-Bizi köyden konşidan, dağdan yayladan, ormandan yeşilden, yağmurdan buluttan, derenun sesinden,  vs.den ayıran, uzaklaşturan her ne ve kim olurse olsun ona sesli veya sessuz, açuk veya gizli bi uzakluk,  bi soğukluk hissederuk.

Buğz ederuk ona.

**

-Çavuşlar, Onbaşılar, İmamlar, Hocalar, Furuncilar… Aziz konşilar.

-Mezarelerı da komşi olan dostlar

-İki dünyada da komşuluk etmek isteduğumuz bizum insanlarumuz.

Oturup avlisinda nefeslenduğumuz konşilar.

**

Issız insanlar, ıssız yollar, ıssız evler, tütmeyen baba ocakları…

Hele issiz bir evi görmeyeyim basar, boğar, yürür gönlüme bir hüzün.  Gayri ihtiyari canlanır gözümde eski günler, eski hatıralar, eski insanlar…

Soralardan.

Bir umut gülümser bize beş altı ay, belki de daha az öteden; kavuşacağız köye, komşulara, yaylaya, dağlara…

Ya kısmet…

error: Content is protected !!