Çaykara Kültür Sanat ve Yayıncılık Ltd. Şti

Köksal İbrahimağaoğlu’nun Kaleminden Satacağum Seni Zannettun He Mi?

Geçim kaynağı sığırların kesilmesinin, eksilmesinin bir fabrikanın kapanmasından farkı yoktu.

İslam dini olmasa herhalde en kolay Hindu olurdu bizim köyün kadınları. Bu kadar sığır sevgisi Hindularda var mı?

Hayatlarının, çalışmalarının merkezinde hep sığırlar yer alır. Onlar için “durluk duruşluk” yok.

Sığırlar için koyunlar için köyler, mezireler, yaylalar kurulmadı mı?

Bizleri yıllarca yaya yürütmediler mi? Onlar için bir sürü sıkıntılara katlanmadık mı?

Ne zaman onlara ihtiyacımız kalmadı, bizlere yetmediler erkekler olarak terk ettik onları… Biz kurtardık.

Ama ya kadınlar, analar?

Kepek, küspe, lağusapi, yaşluk, yayla otu, “Yangun” otu,“Kazangıran” otu, balya otu..

Çayırdan, fındıklıktan, tarladan, “dereluk”ten, kenardan köşeden ne buldularsa sığırlara koştular..

Yağli, az yağli, cerse, mondofon…yılduzli, kınali, aynali, güzelum sığırlar.

Doğurması, bağırması, sağılması, satılması, kesilmesi, doyurulması, otlaması, nakliyesi, süslenmesi, taranması, hastalanması, kaybolması,  nazlanması, bakılması, ahğbini olay sığırlar..

Sığır ile ilgilenmenin yeri ve zamanı yoktur. Her an, kafa, beden onunla meşguldür. Uyanık, uykuda, rüyada hep sığırlar vardır.

Yalnızlığın sığınağı ve yalnızlığın beslediği; o ana yüreğinin, o özge can bağlılığın kaynağı, vefakâr duyguyla beslenen, emzirilen sığırlar.

Aldığı sütün karşılığını yalnızca ot, kepek vs. ile değil aldığının daha fazlasını verebileceği kendinden kalbinden verebileceği sevgiyle karşılık verir analar. Vefanın, vicdanın, paylaşımın, ana yüreğinin öne geçmesi.
Egoizmin değil diğerkâmlılığın baskın gelmesi…

İnek sesi, zaman gelir ki analarımızın çare bulunmaz sıkıntılarının, yalnızlıklarının, tereddütlerinin şifa verici sesine bürünür. İnek sesini işitmeleriyle içlerindeki özlem dalgası durulur, bir an olsun diner sanki.

İnekler, torunlarla iletişim kurabilmenin en kolay, en güzel ve en eğlenceli yoludur aynı zamanda.

Doğuracak inekte, sanki kendisi doğacak. Yeniden hayata gelecekmiş gibi heyecan ve mutluluk duyar.

Bir ananın gözleriyle ineğe bakışını seyredin ya da hatırlayın. Gurbete, askere, öte aleme göçmüş ya da yanına gidemediği, yanında hissedemediği sevdiğini aklına getirmiştir.

İnekler aynı zamanda sevdalı bakışların kilitlendiği, tatlı hayaller kurmaya başlamanın simgesidirler.

İnekler güvencedir yoksul ve yoksun hayatta. Muhtaç ve mahcup olmamanın garantisi gibidirler… Şenliktir inekler.

Az küfurler da sallanmadi sığırlara..

Ama hak edeyuler..

Aksi hayvanlar..

Yellah ver belalarını..

-Na na na kızum.. naaaa!

-Tamam tamam.

-Oooha… oha kızum,

-Ey gözune…boynuzuna.. tırnağuna..

-Eba ha haa..

-Aldun canumi haaa

-Fuşki yeyenun mali he

-Daha demin yedurdum seni..

-Eğurlere mi geldi? Nedu derdi?

-İlla sıcak yal olacak.

-Bi gün da içma

-Eba dayanamayurum satacağum oni

-Satu kurtulacağum ondan

-Ya da vereceğum oni kurbana..

-Yok piçağa veremem oni..

-E hele yaz gesun..kış gelsun.. E ben sana yapacağumi
bilurum.

-Hau sığır gene bağiruyu

-Yaho şu sığır ne bağirur?

-E sığırdur bağirur

-Eba ya bak nesi var?

-Acaba ağirun kabisi mi açuktu?

-Biraz su ver ona..

-Afkur afkur daha demin yedurdum seni..

-Kıracak banfiyi…Kıracak kafasini..Kaşinur kaşinur..

-Eba ha sehlukledun mi? Hoş aklun yoktu.

-Bırakti bizi buralara

Siğirun yalini

Siğirun danasini

-Kesti ipi emdi anasını..

-Yıkayalum oni,

-Makas ile kuyruğinin piskülini

-Tarayalum oni..

-Boynuzuni süsleyelum..

-Tabağ oldi, hasta oldi .

– Eba sığıra bişe oldi!

-Çağirun, Selfirazi, Ğeyriyeyi, Safiyeyi, Noktayi…

-Tuz mi, yoğurt mi, yumurta mi içursek..Köz mi yaksak..

-Hoş nazar oldi..

-Geçen hau …kari mastarina bakayudi o nazar etti oni!..
Eba ha senun da var.

….

-Satacağum sığiri..Ne dururuk buralarda

-Yaz başi alur bakaruk..

-Kadi gözum duruyi. Birimi gelecek? Kimdu?

-Maaaa! Maaa!

-Kizumm Sari kız, Kinali…

-Anan kurban olsun sana!

-Kızum bidanem! Karakııız..Yılduzliii

-Mastaruna! Mastaruna!..

-Kızum satacağum seni zannettun hemi?

-Huh !

– Sen olmasan biz ne yaparuk?

– Ne yer ne içeruk?

-Akilliii, yerum senun akillaruni..

-Damarlaruna kurban olayım kinali!

-Dön oyana .

-E eğunden ye! Dökma otlari.

-E nazlanma dökecesun suti..

-Dön oyana, dön buyana

– Yum gözleruni uzat başuni biraz kaşıyayim seni

-Aha yatağuni ( yaprağuni ) da serdum.

-Otlaruni da verdum.

-Seni veren ALLAH’A kurban olayım he!..

Anaların ellerinden öperek sevgi ve selamlarımı sunarım.

Köksal İBRAHİMAĞAOĞLU

koksal_agaoglu@hotmail.com

error: Content is protected !!